![]() |
DEVLERİN AŞKI |
![]() |
DEVLERİN AŞKI
Kes çığlıklarını yüreğim,
karanlıklar seni duyamaz...
Kes ki, matemlerle, kederlerle örülmüş bir girdaba düşmüş omuzlar, seni
taşıyamayacak
kadar yorgun... Geçmiş vakitlerin ruhunun ağırlığıyla zaten bitap düşmüş bu
mahkum, ağaçkurtlarının yiyip bitirdiği gövdesiyle ümitsizlik okyanusunda zillet
ve boyuneğiş
mücadelesine devam ediyor çünkü...
Sus işte, sus terennümlerinde aşkın yeri olmasın, acemaşiran nağmelerin derin
sükuta bırakmasın yerini... Ey kalbim bana hatırlatma, kahkaha ve neşe
sedalarını, kaygılara, korkulara, onulmaz bekleyişlere, kahredici ateşlere
dönüştürme...
Yakma içimi ve sis bulutlarının içine defnetme hülyalarımı... İnceden inceye
'gel' diyen davetkar sesinin tınılarıyla bir ince gırnap gibi sarılma
boğazıma... Pusu kurarak bed yüzlü çehrelerle çıkma karşıma, fecir yüzlü
sevdaların tuzağına düşürme beni...
Parmakuçlarında yanaşma yanıma, nüfuz ederek melankolime, kapama gözkapaklarımı
gizli parmaklarınla...
Sus, sus ki, dehşetli rüyaların esiri olmayayım, zan ve vehim peçesiyle
sarmalanmış ruhumu bırakmayayım alışmadığı yerlere... O yerler ki, vahaların
serin ılgıtıyla, gülşenlerin ıtırlanmış kokusuyla evli de olsa bir garip kalır
burada...
Bırak, bırak ki, ruhumun sabahı eceliyle yaşıt olsun..
Sus yüreğim, haykırma, cezbolma güzelliklere... Onlar ki, gecenin medcezirine
ibtila olur, ardından gider, sonra döner pervane olurlar ışığa, yokoluşa...
Sen ey kalbim, idrakimin köşe bucağında suskunlaşmış bir düşünce olarak kal...
Ebediyette ölümle hayatın zifafa girdiği gecelerin kanatlarına takılınca
dalgalanma birdenbire, tutuşma...
Özgürlüğüme göz koyma, koyu renkli sevdaların albenisine bahtsızca at sürme,
ayartma hayallerimi ve sızlatma kıyımı bucağımı gözalıcı vaadlerle...
Yakarışlar, senin nidandır yüreğim... Kalk ve sakince yürü kalabalığın ardı
sıra...
Heyhat yüreğim, dövünmelerim özlemlerini teskin etmiyor, gözyaşlarım susuzluğunu
dindirmiyor, hüzünlerim depremlerini bitirmiyor ve görüyorum ki, sahnesiz
trajedim senin oyun hevesini alaşağı etmiyor.
Cemreler düşüyor sana güneş her uyandığında, gülümsediğinde... Umutların
arkasına türkü yakıyorsun ve kutsal sevdalar ummanına yelken açmayı hayal
ediyor, bekliyorsun. Gurbetleri gömüyor okyanuslara, sılayı düşlüyorsun..
Ve sen ey kalbim çığlıkların tükenmiyor bir türlü, sesleniyor, haykırıyor,
bağırıyor, istiyorsun!
Git o halde, azad ettim seni... Müebbet sevdaların gamlı hazanına koş... Nisan
ovalarının menekşe kokularına karış... Yokol sevda çimenlerinde..
Ve kalbim, ey kalbim... Değecekse eğer karanfillere git oraya... Kanlı
tırnaklarınla kazı aşkını taşlara... Bir daha çıkmamacasına, ölesiye kazı onu...
Kazı ve haykır aleme, "Devlerin aşkı büyük olur"