![]() |
KISKANÇLIK |
![]() |
KISKANÇLIK
İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven
duygusu bulunur.
Sokolof 'a göre "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az
konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates ise, "Kıskançlık, sahip
olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.
Her insanda az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Karşısındakini ya sevgiden
dolayı, ya da "sende var bende niçin yok" diye kıskanır.
Aslında dozunda olan kıskançlık normaldir ve sevginin, bağlılığın bir göstergesi
olarak kabul edilir. Yazar ve evlilik danışmanı David R. Mace "Normal
kıskançlık, pek çok evliliği kurtarmış bir evlilik sübabıdır. Anormal kıskançlık
ise yıkıcı bir saplantıdır ve tedavi edilmesi gerekir." demektedir.
Kıskançlık`ın olmadığı evliliklerde, aile bağları zayıftır. Kadın ve erkek,
"kıskanılarak" bir sahiplerinin bulunduğunu hisseder ve hatırlarlar. 3 yıllık
evli bir hanım, kocam ara sıra beni kıskanmasaydı, çok üzülürdüm." demişti.
"Halbuki kıskanması, onun beni hala çekici bulduğunu ve sevdiğini kabul etmesi
anlamına gelir. Laf olsun diye onunla evli olmadığımızı gösterir. Bundan iyi
iltifat olur mu?" diye de eklemişti.
Kıskançlık`ın olmaması tabii ki problemdir, ama yanlış kullanıldığında çok
yıkıcıdır. Abartıldığında, sevgi gibi yapıcı bir duygunun zıddı haline
gelebilir. Sadece kıskananı değil, kıskanılanı da yıpratır. Devamlı aldatılmak
düşüncesiyle yaşamak kesinlikle dayanılmazdır. Bu durumlarda kıskançlık çiftleri
birbirine bağlayan değil, ayrılığı hızlandıran ciddi bir hastalık haline gelmiş
demektir.
Neden kıskançlık ?
İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven
duygusu bulunur. Bu ikisi bir arada yer almalıdır. Evlilikte güvensizliğe yer
yoktur. Kıskançlık ve güvensizlik aşırıya vardımı çekilmez olur. İnsanlar birkaç
sebeple kıskançlık`larını aşırıya vardırırlar.
Bazı aşırı kıskanan tipler aslında kendileri eşlerini aldatmaktadır.bunu
bastırma amacıyla eşine yansıtmaktadır. Kendisi yaptığı için herkesin ihanet
edebileceği kanısındadır. Her şeyden anlam çıkarır, tartışır, kavga eder. Eşi
hak ettiği cevabı ona verir, ama yine aldırış etmez. Bazen kaba kuvvete, dayağa
başvurur.
Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyayız
demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir, kendini üstün görür, şüpheci ve
evhamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini
göz altında tutarlar. Çevredeki erkeklere veya kadınlara bakıp bakmadıklarını
kontrol ederler. Eve gelince perde ile oynanıp oynanmadığını araştırır,
pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası biraz geç
gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda onu bunaltırlar.
Yaşlılıkta değişik sebeplerle ortaya çıkabilen demans (bunama) hallerinde de
hastalık derecesinde kıskançlık görülebilmektedir.
Alkol ve bağımlılık yapan maddeleri uzun sure kullanan kişilerde de eşini aşırı
ve patolojik derecede kıskanma görülebilir. Üstelik bu kişiler, eşlerini hiç
olmadık kişilerden kıskanırlar.
Ne yapmalı ?
Kıskançlık konusuna ılımlı yaklaşmak gerekir. Her şeyi karşılıklı konuşarak
mantıklı bir yola oturtmak en uygunudur. Kıskançlık`ı hezeyana çevirmeden, bunu
tek başına çözemeyeceğini bilmelidir. Eşi ile diyalogla orta yolu bulmaya
çalışmalıdır. Eşler, çekinmeden birbirlerine duygu ve düşüncelerini açmalı,
doğruyu yanlışı beraberce ayıklamalıdırlar.
Aşırı kıskanmayı sevginin bir yolu olarak görmemeli aksine sevgiyi gideren bir
unsur gibi değerlendirmelidir. Çiftlerden birinin devamlı olarak diğerinden
şüphe etmesi, onu izlemesi, her hareketinin ve sözünün altında başka bir anlam
araması her iki taraf için de gerçekten zordur. İnsanların birbirlerinin günlük
hayatları ile ilgilenmeleri duydukları yakınlığın bir sembolüdür. Çiftler
elbette birbirlerine soru sorabilirler. Ama soruların asla sorgulama halini
almaması, insanları bunaltmaması gerekir.
Çevrelerinde aşırı kıskanç olarak görülen kişinin neler hissettiğini, niçin
böyle yaptığını yakın dostları ile paylaşmasında, fikirlerini almasında fayda
vardır.
"İllâ gerçeği bulacağım" diye hayatı kendimize ve eşimize zehir etmemiz doğru
değildir. Bir dedektif gibi düşünmek ve davranmak zorunda olmadığımızı
bilmeliyiz.
Kıskançlık duygularının kaynağını araştırmalıdır. Sebeplerini kendi kendimize
sıralamalıyız. Haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmelidir ve kıskanç
insanın çevresine rahatsızlık saçtığı akıldan çıkarılmamalıdır.
Son olarak, bu tedbirlerle halledilemeyen ve anormal, garip yönleri fazla olan
kıskançlık`larda muhakkak beraberce bir psikiyatriste gidilerek tedavi yolu
seçilmelidir