ESKİ SEVGİLİ

 

ESKİ SEVGİLİ

Pazar günüydü diye başlar hikaye. Pazarlar bana hep sıkıcı gelir,

siz de mi aynı şeyi hissedersiniz?

Eskiden ertesi gün okul var diye sevmezdim.

Oysa şimdi tek tatil günüm Pazar,

yani bana Çarşamba ve Cuma gibi işgünlerinden

daha iyi gelmesi gerekir, ama yok, fazla barışamadık Pazar günüyle,

eskiden kalma bir davamız vardı, uzlaşamadık...

Sabahtan başladı telaşım, pazar günü telaşı,

sabah şekerleri, sabah şekerlemelerini bir kenara attım.

Eski sevgiliyle buluşma günüydü o gün niyeyse...

Sahiden insan eski sevgilisiyle neden görüşür ki?

"Bak neler kaçırdın, ne kadar değiştim,

hıh, sana ihtiyacım yok, sende kimsin!" demek için mi.

Sanmıyorum. Tamam itiraf ediyorum içimde biraz beni bıraktığına

pişman etme arzusu vardı, bu sebepten her zamankinden d

aha fazla süslendim, kukla gibi oldum hatta, pilli bebek oldum,

zilli pilli bebek. Sahi o mu bırakmıştı beni, hale bak sebebini

bile hatırlayamıyordum. Çok uzun zaman da olmadı halbuki, sanırım

bi sene oldu. Hatırladığım kadarıyla da çok aman aman bişey

yaşamamıştık. Sadece ben yaşamıştım içimde o aman aman

abartılı duygularımı. Zaten yoğun yaşayamazsam yaşayamam ben,

dolayısıyla abarttığım zamanlar da olmuyor değil, ardından da

abartılı acılar, abartılı yalnızlıklar.

Sanırım bir tartışmamızda bana inanmamıştı, ben de çok kırılmıştım,

ertesi gün de o aramayınca gidip bi arkadaşımla Kadıköy’ün barlarından

birinde kafayı çekmiş, ağlamış zırlamış ve eve gelmiştim. O da kızmış,

küsmüş, ya da bunu bahane ederek beni bırakmak istemişti. Benim zorumla,

aramalarım, sormalarım ve nedense değmeyen değerler vererek ve sevgimi

abartarak yansıtışlarımla bir müddet daha uzamıştı ilşkimiz. Gerçi ilişki de

denmez daha çok sürünmemiz, ilişik yoktu çünkü, ben tektim, ek’im kayıptı...

Herneyse bugün Pazar’dı, bir yıl olmuştu ve buluşma zamanıydı.

Bu zaman çerçevesinde teknoloji sağolsun birbirimizden haberimiz vardı,

neler yaptığımızdan, nerelerde çalıştığımızdan...vs, sadece sevgililerimizden bahsetmiyorduk birbirimize. Sözüm ona arkadaş kalmıştık.

Ama birgün eğer yeniden barışırsak ayrılmamaya söz vermiştik.

Ne saçma! İnsan niye böyle tutamayacağı ve gerçekliğine

inanmadığı sözler verme gereği duyar ki. Kimbilir adama nasıl

bir demagojik tavır içine girmiştim ki son çare beni böyle kandırmıştı.

Bebeğini yani, zaten bana en çok bebeğim demesini severdim.

Aşık olma sebebim bambaşkaydı. İlk tanıştığımız gün beni akşam

evime bıraktığında, kapının önüne kadar bıraktığı halde hemen

telefon edip eve geldim mi diye sormuş olmasıydı. Bu kadar kolay

bir hareketle kandırıldım. Demek ki ne kadar yalnızmışım,

savunmasızmışım, ilgiye ne kadar açmışım... Ufacık bir soruyla beni

kendine bağlamıştı. Sonra da söküp atmıştı gerçi...

Saatlerce hazırlandım, bana yeniden aşık olmasını istiyordum.

Ona karşı ne hissettiğimi sorgulamamıştım bile, seviyormuydum

bilmiyordum, ya da tekrar sevebilir miydim? Nasıl bir insan olduğunu

biliyordum, artık onu çok iyi tanımıştım. Nelere kızdığını, neleri sevdiğini

herşeyini ama herşeyini biliyordum, bu yolla onu kazanabilirdim belki.

Ama öte yandan çok da yıpratmıştık aramızdaki o heyecanı, sevgi

denilirse sevgiyi. Hem insan bildiği bi şeye aşık olmazdı ki. Aramızdaki

tüm gizemi öldürmüştük, aşkın doğuşu bilinmezden başlamaz mı zaten?

Neyse o bana aşık olsundu yeterdi, ne yapacağımı sonra düşünürdüm ben.

Beni gördüğünde çok heyecanlanacağını ve sevineğini düşünmüştüm.

Bütün gün bülbül gibi şakıyacak, içimdeki o fazla göremediği mizah

duygusunu komple masaya dökecek ve onu etkileyecektim.Ama hiçbiri olmadı.

Kim bilir o da benim gibi niye görüştük ki şimdi modundaydı.

Ben de bıraktım herşeyi.
"Oturduk iki saat, konuştuk havadan sudan, maziden bahsettik

biraz geçmişte kalan, anlattığı ne varsa acı verdi bensiz yaşanan

ve yaşayacağını bilmek daha da"
Yok öyle hissetmedim sadece öyle bi şiirim vardı o aklıma geldi.

Ne hissettim biliyor musunuz? Hiç ama hiç birşey..
Bir zamanımı geçirdiğim, beraber sinemalara gittiğim, kolamı

paylaştığım ki çok zordur paylaşmam, aile sırlarımı açtığım,

arkadaşlarımı şikayet ettiğim, tüm sevinç ve üzüntülerimi anlattığım,

programlarımı onun çalışma programına göre ayarladığım, kısacası

bi dönemimi yaşadığım ve her adımından haberdar olduğum insana

karşı içimde hiçbir his kalmamıştı.

Kavgalarımız da olmuştu. Çok üzüldüğüm, ağladığım, kırıldığım

zamanlar da olmuştu. Kızgın da değildim hayır. Ne bir öfke ne de bir

sevgi hissettim ona karşı.
Ve en büyük acıyı da bu verdi bana...

Her şeyi ne çabuk harcıyoduk. Sevinçlerimizi de üzüntülerimizi

de ne çabuk tüketiyorduk.
Kalan hep boşluk oluyordu ve yitirilen de zaman...

İnsan neden eski sevgilisiyle buluşur anlamadım.

Anladığım tek şey buluşmasa daha iyi olur..